kültür
Büyüt
Geleneksel giysileri ve takılarıyla bir Türkmen kadını. Yurt adı verilen çadırın önünde, geleneksel motiflerle dokunmuş halının üzerinde konar göçer kültürün öğelerini taşıyor. 

Sözlükte "kültür" ne demek?

1. Bir topluma ya da halk topluluğuna özgü düşünce ve sanat yapıtlarının tümü; uygun dirimbilimsel koşullarda bir mikrop türünü üretme.
2. Usavurma, beğeni ve eleştirme yeteneklerinin öğrenim ve yaşantılar yoluyla geliştirilmiş olan biçimi; tarım.

Kültür kelimesinin ingilizcesi

[Kultur] n. culture, refinement, civilization; (Agriculture) cultivation; (Biology) bacteria or germs grown for scientific study
n. culture, ethos
Köken: Fransızca

Kültür nedir? (Felsefe)

İnsanların toplumsal yaşam faaliyetinin temel yanlarından biri. Bu yan, üretim, teknik, bilim, sanat, ahlak, politika, vb. tüm faaliyet alanlarında olduğu kadar, bunların maddi ve manevi ürünlerinde ve ayrıca toplumsal yaşam biçimlerinde «insanın özünü oluşturan güçlerin ortaya çıkışlarının » (Marks) ölçütü olarak kendini gösterir.

Kültür kavramının içerik ve kapsamı, teorik düşünce tarihi boyunca önemli değişikliklere uğramıştır. İlk çağda kültür –agricultura- denince toprağın işlenmesi anlaşılırdı daha sonraları, insan yeteneklerinin eğitim yoluyla geliştirilmesine kültür denildi. Tarih sahnesinde yükselmeye çalışan burjuvazinin ortaya koyduğu burjuva hümanist kültür kavramı, insanın, kendini geliştirmek amacıyla hem çevresine, hem de kendi doğasına kattığı her şeyi, ama özellikle zihinsel çalışmayı tanımlıyordu.

Marksçılık-Lenincilik, kültür kavramının daha da zenginleştirmiş ve kendi bilimsel dünya görüşünün ışığı altında netleştirmiştir. Özellikle, her kültürün tarihsel karakterini, mevcut sosyo-ekonomik kuruluşun üretim tarzıyla bağıntısını, sınıfsal içeriğini ve insanın maddi dünyayı pratik ve teorik olarak kavrama faaliyeti ile kültür arasındaki kopmaz bağı, açık seçik ortaya koymuştur. Marksçı-Leninci kültür anlayışı, her faaliyet alanım ve bu alanlardan çıkan maddi ve manevi ürünleri, kendini bu faaliyet içinde geliştiren ve bu faaliyet içinde nesneleştiren insanın yaratıcı yeteneklerinin bir ifadesi ve ölçütü sayarak, insanın manevi çalışmalarına ve kazanımlarına konan her türlü tek yanlı sınırı aşmıştır. Maddi ve manevi ürünler, her ne kadar kültürün önemli birer öğesi iseler de, kültür, yalnızca bu öğelerin basit bir bütününden ibaret olmayıp, insanların yaratıcı güçlerinin tarihsel gelişim düzeyleri ile içinde bu yaratıcı güçlerin ortaya çıkıp geliştikleri toplumsal biçimleri ve bu yaratıcı güçlerin hem maddileşmesi, hem de ifadesi olan maddi ve manevi kazanımlar arasındaki toplumsal karşılıklı-etki sürecidir.

Kültürün temel içeriği, insan yeteneklerinin, becerilerinin ve yetilerinin ortaya konup her yanıyla geliştirilmesi, insanı, doğanın ve toplumsal yaşam sürecinin, bilinçli olarak denetlenmesini sağlayan varlık güçlerinin serpilip olgunlaştırılmasıdır. Bu nedenle, gerek maddi üretim alanındaki emekçiler, gerekse bilim, sanat, eğitim vb. , çeşitli alanlarda çalışanlar, kısacası çalışan insanların tümü kültürün yaratıcısıdırlar.

Kültür, tarihsel bir fenomendir özü ve içeriği, ancak mevcut sosyo-ekonomik kuruluşla birlikte ele alınınca anlaşılır. Her sosyo-ekonomik kuruluş, geçmişin kültür mirasını, kendi koşullarına ve gereksinimlerine göre kısmen benimseyip değerlendirerek ve kısmen de reddederek kendi kültürünü ortaya koyar. Her ne kadar halk kitleleri ve özellikle doğrudan üreticiler, her sosyo-ekonomik kuruluşun en önemli kültür dayanağını oluştururlarsa da, uzlaşmaz çelişkiler taşıyan sınıflı toplumlarda, kültür kazanımlarının, özellikle manevi-düşünsel kazanımların çoğu, egemen sınıfların tekelinde toplanır ve halk kitlelerinden saklanır.

Sınıflı toplumun kültürü, çeşitli sınıfların çıkarlarının ve ideolojilerinin damgasını taşıdığı için, sınıfsal bir karakter taşır. Bu sınıfsallık, özellikle manevi ve düşünsel kültür ürünleri, yaşam tarzları, ahlak ve adetleri içinde geçerlidir. Öte yandan, maddi kültürün bazı alanları da, sınıf çıkarlarının etkisi altındadır. Bu nedenle, uzlaşmaz sınıflarla belirlenmiş her sosyo-ekonomik kuruluşta, tüm ulusun yada halkın, ortak, homojen bir kültüründen söz etmek olanaksızdır. «Her ulusal kültürde. demokratik ve sosyalist bir kültürün öğeleri bulunur çünkü her ulusta, yaşam koşullarıyla demokratik ve sosyalist bir ideoloji üreten, sömürülen ve baskı altında tutulan bir kitle vardır. Ama her ulusta, yalnızca ‘ öğeler biçiminde kalmayıp, egemen olan bir burjuva kültürü de vardır. » (Lenin)

Sosyalist devrimle sosyalist toplumun kurulması, yeni, nitelikçe daha yüksek bir kültüre yol açar. Sosyalist kültür, çok daha önce ortaya konmuş bulunan kültürün demokratik ve sosyalist öğelerinden hareket eder, aynı zamanda, insanlığın tüm ilerici kültür mirasını değerlendirip özümler. «Proletarya kültürü insanlığın kapitalist toplumun, toprak sahipleri toplumunun bürokratlar toplumunun boyunduruğu altında elde ettiği bilgiler bütününün, gelişme yasalarına uygun, zorunlu bir devamı olmalıdır. » (Lenin) Sosyalist kültür devrimi, emekçileri kültürden ayıran tüm eski engelleri ortadan kaldırır ve tüm halka kültürün kazanımlarına götüren yolu açar. Kültürü ve kültürü yaratanları, emekçilerin yaşamıyla sıkıca kaynaştırır ve aynı zamanda onların yaratıcı yeteneklerini geliştirir. Sosyalist devlet Marksçı-Leninci partinin öncülüğünde kültürel-eğitsel işlevini yerine getirir ve kültürel gelişme sürecini, sosyalist toplumun kurulmasının ve gelişmesinin bir parçası olarak planlı ve bilinçli bir şekilde yönlendirir. Sosyalist kültür, sosyalist öze kopmaz bir şekilde bağlı olan hümanist fikirlerle doludur. Bu kültür, sömürüden ve baskıdan kurtulmuş olan insanlar arasındaki yeni ilişkilerin bir ifadesi olup, onların, yaratıcı yeteneklerini toplumsal faaliyetin her alanında geliştirmelerini sağlar. Sosyalist kültür, ulusal ile uluslararası olanın, karşılıklı olarak sarmaşan bütünlüğünü oluşturur içeriği ve gelişme yönüyle sosyalist, ulusal ifade biçimleriyle çok çeşitli, ruhu ve karakteri bakımından ise uluslararası bir kültürdür.

Kültür düzeyinin, özellikle emekçilerin bilimsel ve teknik eğitim düzeylerinin yükseltilmesi, toplumsal ilerlemeyi hızlandıracak en önemli kaynaktır. Başlamış bulunan bilimsel teknik devrimle birlikte, emekçilerin yalnızca teknik-kültürel düzeylerinin yükseltilmesi değil, aynı zamanda tüm kültürünün artırılması, sosyalist üretim tarzının geliştirilmesi de önem kazanır.